Karpatlar Şatosu - Jules Verne


Pek alakası olmasa da kelebek etkisinin ne olduğuna dair önemli bir örnek teşkil ediyor bu kitap. Hayatında teknolojk hiçbir şey görmemiş, tüm yaşamını efsanelere inanmaya, hiç var olmamış yaratıklardan korunmaya adamış bir toplumun elinde basit bir dürbünün bile ne kadar saçma olaylara yol açabileceğine şahit oluyoruz.



Roman, Transilvanya bölgesindeki Werst köy ve yakınlarındaki gizemli bir şatoda geçen olayları anlatıyor. Köyün çobanı Frik, bir seyyar satıcıdan aldığı dürbünü incelerken şatodan duman tüttüğünü görünce köy ayağa kalkar. Tüm olayların basit bir açıklaması olabilecekken, kafayı efsanelerle, doğa üstü varlıklarla, şeytanlar, vampirlerle bozmuş olan Werst halkı en kötüsünü hayal eder. Birkaç cesur ve aklı selim adamın söyledikleri de kimsenin umurunda olmaz.

Kısaca Jules Verne eserin temelini şu temaya dayandırmış; Cahillikle başa çıkamazsın...


1892’de yazılan ve 1897’de Bram Stoker’in kaleme aldığı Dracula romanının ilham kaynağı olan roman edebi yönden çok güçlü olmasa da iyi vakit geçirmek adına okunabilir. Onca kelime oyunu, laf salatasına rağmen kesinlikle akıcı bir anlatımı var. Belki de yazarı efsanevi yapan budur. Hiç sıkılmadan okuyabiliyorsunuz. Tasvirlenen Rumen yayları, dağ köyleri, muhteşem manzara, el değmemiş tabiat gözlerinizin önüne prıl pırıl uzanıyor. Muaazzam bir kitap. Yazıldığı tarih itibari ile yazarın teknolojin alandaki gelişmeleri yakından takip ettiğini söylemek de pekâlâ mümkün.

Yalnız kafamda bir soru işareti kaldı. Konusu 18. yüzyılın sonlarında Transilvanya ve Eflak sınırlarında geçen bir öyküde, Macarlar, Rumenler, İspanyollar, Çingeneler, Yahudiler, vampirler ve şeytanlar dâhil 77 milletten bahsedilmişken, bu bölgeyi yaklaşık 400 yıl egemenliğinde bulunduran Türkler ya da Osmanlı'dan tek kelime bahsedilmemiş olmasını açıkçası garipsedim. Art niyet var demek istemiyorum ama gerçekten ilginç. Fikri olanları yorum alanına davet ediyorum.

 

Yorum Gönderme

0 Yorumlar